Veeam ile Verilerinizi Koruma: Yedekleme Deposu Türlerini Keşfetmek

Veeam Backup & Replication, modern veri koruma dünyasında işletmelerin ve bireylerin verilerini güvenli bir şekilde yedekleyip saklamalarına yardımcı olan güçlü bir yazılımdır. Bu yazılım, farklı altyapılara ve ihtiyaçlara uyum sağlayabilmek için çok çeşitli yedekleme deposu (backup repository) türleri sunar. Bu makalede, Veeam’in sunduğu bu yedekleme deposu seçeneklerini tek tek ele alarak, her birini inceleyeceğiz. Amacımız, teknolojiye yeni başlayanlar için bile anlaşılır bir rehber sunarken, deneyimli profesyonellerin de bu seçeneklerin teknik detaylarından ve pratik uygulamalarından faydalanabileceği bir içerik oluşturmak. Yedekleme, verilerinizi kaybolmaya karşı korumanın temel bir adımıdır ve Veeam’in sunduğu bu esnek seçenekler, ister küçük bir ev ağı ister büyük bir kurumsal veri merkezi olsun, her türlü senaryoya hitap eder. Bu yazıda, her yedekleme deposu türünü adım adım açıklayacak, gerçek hayattan örneklerle destekleyeceğiz ve bu teknolojilerin nasıl çalıştığını kolayca kavrayabilmenizi sağlayacağız. Hazırsanız, verilerinizi korumanın farklı yollarını keşfetmeye başlayalım!

Doğrudan Bağlı Depolama (Direct Attached Storage)

Doğrudan bağlı depolama, Veeam’in sunduğu en temel yedekleme deposu seçeneklerinden biridir. Bu tür, yedekleme verilerinizi Veeam sunucusuna (genellikle Windows veya Linux tabanlı) bağlı olan dahili veya harici depolama cihazlarında saklamanızı sağlar. Veriler, ağ üzerinden aktarılmadan doğrudan sunucuya eriştiği için veri transfer hızları yüksek olabilir ve gecikme riski azalabilir. Veeam, bu konfigürasyonu “en hızlı performans” için önerir, çünkü veri yolu kısa ve ağ tıkanıklıklarından etkilenmez.

Kurulum için, Veeam sunucunuza fiziksel olarak bağlı diskleri (örneğin, SATA, SAS veya NVMe HDD/SSD’ler) kullanabilirsiniz. Bu diskler NTFS (Windows için) veya ext4/ReFS (Linux için) gibi dosya sistemleriyle formatlanabilir. RAID konfigürasyonları (örneğin, RAID 5 veya RAID 10) ile veri güvenliğini artırabilirsiniz. Veeam ayarlarında, yedekleme zincirlerini (full ve incremental backup’lar) yönetebilir, sıkıştırma ve deduplike (veri tekrarını kaldırma) seçeneklerini etkinleştirebilirsiniz. ReFS desteği sayesinde blok klonlama gibi özellikler, yedekleme boyutlarını optimize edebilir.

Örnek bir senaryo: Küçük bir işletme düşünelim. Bir IT yöneticisi, ofisteki Windows sunucusuna 4TB’lık bir dahili HDD bağlamış olsun. Bu sunucu, şirketin veritabanlarını yedekliyor. Doğrudan bağlı depolama ile yedekleme işlemi, donanım ve ağ koşullarına bağlı olarak hızlı bir şekilde tamamlanabilir – örneğin, bir 100GB’lık veritabanı yedeği, uygun koşullarda kısa sürede bitebilir. Harici bir USB 3.0 sürücü kullanılırsa, bu sürücü geçici bir yedekleme deposu olarak ayarlanabilir ve veriler kolayca taşınabilir. Ancak, bu yöntemin bir dezavantajı fiziksel sınırlamalardır; sunucu arızası durumunda depo da etkilenebilir, bu yüzden ikincil bir yedekleme kopyası düşünülmelidir. Büyük ölçekli durumlarda, bir veri merkezindeki rack sunucuya bağlı çoklu disk array’leri (örneğin, 10x 10TB disk) ile geniş depolama alanları oluşturulabilir.

Ağ Bağlı Depolama (Network Attached Storage)

Ağ bağlı depolama, yedekleme verilerinizi bir ağ üzerinden erişilebilir bir dosya sunucusu veya NAS (Network Attached Storage) cihazında saklamanıza olanak tanır. Bu seçenek, Veeam sunucusunun fiziksel olarak aynı konumda olmadığı senaryolar için uygundur; veriler SMB (Windows için) veya NFS (Linux/Unix için) protokolleriyle paylaşılır. Veeam, bu depoyu “uzak bir paylaşım” olarak tanımlar ve performans optimizasyonu için bir ağ geçidi (gateway) sunucusu kullanmanızı önerir – bu, yedekleme trafiğini düzenleyerek ağ yükünü azaltabilir.

Kurulumda, NAS cihazınızın IP adresini veya hostname’ini Veeam’e girerek paylaşım yolunu (örneğin, \NAS\BackupShare) tanımlarsınız. Veeam, veri bütünlüğünü korumak için periyodik taramalar yapabilir ve yedekleme işlerini optimize edebilir. Deduplike ve sıkıştırma özellikleri bu türde de kullanılabilir, ancak ağ hızı (örneğin, Gigabit Ethernet veya 10GbE) performansı etkileyebilir. Ağ tıkanıklığı durumunda, Veeam’in WAN acceleration özelliği veri transferini iyileştirebilir.

Örnek bir durum: Bir aileyi düşünelim. Ev ağlarında bir Synology NAS cihazı kullanıyor olsunlar. Bu NAS, fotoğraflar, videolar ve belgeler için 2TB’lık bir paylaşım sunuyor. Veeam’i ev bilgisayarına kurduktan sonra bu NAS’ı yedekleme deposu olarak eklerler. Bilgisayardaki önemli dosyalar her gece otomatik olarak NAS’a yedeklenebilir – ağ hızı ve veri hacmine bağlı olarak bu süreç değişkenlik gösterebilir. Orta ölçekli bir şirkette ise, veri merkezindeki bir QNAP NAS’ı birden fazla sunucunun yedeklerini almak için kullanılabilir. Bir sunucu arızası durumunda, Veeam ile geri yükleme yapılabilir. Ancak ağ kesintileri erişim sorunlarına yol açabilir, bu yüzden yedek bir ağ bağlantısı faydalı olabilir. Bu tür, dağıtık ekipler için pratik bir çözüm sunar; örneğin, uzaktan çalışan bir ekip verilerine bulut benzeri erişimle ulaşabilir.

Deduplike Depolama Cihazı (Deduplicating Storage Appliance)

Deduplike depolama cihazı, veri tekrarlarını tespit ederek depolama alanını optimize eden gelişmiş bir yedekleme deposu türüdür. Veeam, bu seçeneği Dell Data Domain, ExaGrid, Fujitsu ETERNUS CS800, HPE StoreOnce, Infinidat InfiniGuard veya Quantum DXi gibi özel cihazlar için destekler. Bu cihazlar yerel ağ üzerinden erişilir ve Veeam’in API entegrasyonu ile gelişmiş özellikler (örneğin, değişken blok deduplike) sunar. Eğer bu cihazlara sahip değilseniz, Veeam standart ağ bağlı depolamayı tercih etmenizi önerir.

Bu cihazlarda, yedekleme verileri blok seviyesinde analiz edilir: Tekrar eden veriler (örneğin, aynı dosyanın birden fazla kopyası) yalnızca bir kez saklanabilir ve referanslar oluşturulabilir. Bu, depolama maliyetlerini potansiyel olarak düşürebilir. Kurulumda, cihazın IP’sini ve kimlik bilgilerini girersiniz; ayrıca, veri aktarımı için bir proxy sunucu tanımlayabilirsiniz. Cihazlar genellikle hardware tabanlı sıkıştırma ve şifreleme ile güvenlik sağlar.

Örnek bir senaryo: Bir hastane düşünelim. Günlük olarak binlerce hasta kaydını (MRI görüntüleri, raporlar) yedekliyor olsun. Bir Dell Data Domain cihazı ile, aynı hasta dosyasının birden fazla versiyonu deduplike edilebilir – bu, depolama alanını verimli kullanabilir. Bir yazılım şirketi ise, geliştirme ortamlarındaki benzer kod dosyalarını yedeklemek için ExaGrid cihazını tercih edebilir; bu da depolama alanını optimize edebilir. Bu cihazların maliyeti yüksek olabilir, ancak büyük veri hacimlerinde fayda sağlayabilir. Veeam, bu tür için “gelişmiş entegrasyon” sunar; cihazın API’sini kullanarak veri bütünlüğünü kontrol edebilir ve bozulmuş blokları onarabilir.

Nesne Depolama (Object Storage)

Nesne depolama, bulut tabanlı veya on-prem nesne depolama sistemlerini (örneğin, Amazon S3, Google Cloud Storage, Azure Blob veya MinIO) kullanan modern bir yedekleme deposu türüdür. Veriler “nesneler” olarak saklanır – her nesne veri, metadata ve benzersiz bir ID içerir. Veeam, bunu “bulut nesne depolama sağlayıcısı” olarak tanımlar ve uzun vadeli arşivleme için uygundur, çünkü ölçeklenebilirlik esnektir ve maliyetler genellikle düşüktür.

Kurulumda, S3 uyumlu bir endpoint (örneğin, s3.amazonaws.com) ve erişim anahtarları girilir. Veeam, verileri tier’lere (hot, cool, archive) göre yönetebilir; sık erişilen yedekler hot tier’de, eski yedekler archive’de saklanabilir. Immutable (değiştirilemez) özelliklerle ransomware koruması eklenebilir. Scale-out backup repository ile birden fazla nesne deposu birleştirilebilir.

Örnek bir durum: Bir e-ticaret şirketi, müşteri verilerini (siparişler, resimler) AWS S3 bucket’ında yedekliyor olsun. 100TB veri, nesne depolamada maliyet etkin bir şekilde saklanabilir – bir yedekleme işi günde 10GB ekler ve S3’ün otomatik ölçeklemesi ile büyür. Bir üniversite, araştırma verilerini Google Cloud Storage’a yönlendirebilir; yerel bir felaket durumunda buluttan geri yükleme yapılabilir. İnternet bağımlılığı ve veri çıkış ücretleri dezavantaj olabilir, bu yüzden hibrit bir yaklaşım (yerel + bulut) düşünülebilir. Veeam, “soğuk depolama” ile maliyetleri optimize edebilir – eski yedekleri archive tier’e taşıyarak erişim maliyetlerini düşürebilir. Bu tür, global ekipler için geleceğe yönelik bir çözümdür.

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir